Bim Macerası
- 3 Yorum
- kez Okundu
23 October
2011BİM‘e doğru yola çıktım. Zaten iki adım ötesi BİM.
Annemin terliklerini giyip çıkayım lan dedim kim iki saat şimdi bağcık bağlayacak.
Ama olgun bir insanda eğreti duran şeylerin başında anne terliği geliyormuş canlar ben bunu anladım.
BİM her zamanki gibi sakindi. Klima çalışıyor ama soğutmuyordu. ”Nasıl bir klima lan bu?” diyerek incelemeye başladım ama görevli beni balici sandı.Çünkü ayaklarımda acayip terlikler altımda ise çamaşır suyu sıçrayıp da rengi atmış bir pijamayla pek de sıradan bir müşteri gibi görünmüyordum. ”Abi bu klima üflemiyor galiba” dedim ama cevap vermedi işine döndü. Bende alışverişe başladım. Bi’ kaç şey aldıktan sonra tam arkamı dönüp gidecekken tanıdık bir ses duydum. Pek bir tanıdık. Sanki bir zamanlar kulağıma “aşkım” ”seni seviyorum” diyen bir ses. Yavaşça arkamı döndüm. Evet eski sevgilimdi bu. Bir zamanlar aşık olduğum insan. Bir zamanlar elele tutuşarak mal gibi gezdiğim şahıs. Şimdi nişanlısıyla BİM‘e gelmiş alışveriş yapıyordu. Ben şaşkınlıktan elimdekileri yere düşürünce bunlar birden irkildi ve hemen arkaya döndüler. Ben beni görmesinler diye hızlıca aşağıya eğildim ama lanet olası BİM‘de raf diye bir şey yok ki. Tansaş olsa arkadaki adam seni göremez ; raf yerine kolilerde ürün sergileyen BİM sayesinde saklanamadım. Peki size sorarım. Siz arkanızı döndüğünüzde devekuşu gibi saklandığını sanan ama ayağında ufak numara anne terlikleriyle çömelmiş ve kıçı açıkta kalmış bir adam görseniz ne yaparsanız? İşte onlar da öyle yaptılar. Bastılar kahkahayı. Yavaşça ve kızararak ayağa kalktım. Gözlerine baktım. Mahzun bir bakış görmek isterdim ama alaycı bir tavrı vardı resmen. Ayaklarıma bakıyordu. Anne terliği giymiş parmakları ucundan çıkmış bir ayak buydum işte. Bu adam bir zamanlar sevgilindi. Şimdi ki sevgilin ise çok iyi giyinmiş ama bir bak bakayım ona. BİM‘de bu şıklık ? Sence de biraz samimiyetsiz değil mi? Ben en azından yakışıyorum buraya. İçimden geldiği gibiyim. Böyle düşündüm ama sonra “hadi len” dedim. Adam kapmış kızı ben de avel gibi pijamayla terlikle geziyorum. Kim naapsın lan beni. ”Nasılsın görüşmeyeli?” dedim. “İyiyim” dedi. “Ne güzel” dedim. “Hıhı” dedi ve gittikçe gerginleşiyordu ortam. Yeni sevgilisi kıllandı mı acaba diye baktım ama “Nasıl olsa bu avelden bir zarar gelmez” düşüncesi hasıl olduğundan zerre umrunda değildim. Eleman en ucuz kangal sucuğu seçmekle meşguldu.
- “Niye böyle olduk biz?” der gibi baktım.
- “Ne diyorsun?” der gibi baktı bana.
- “Niye böyle olduk diyorum?” der gibi tekrar baktım.
- “Ne diyorsun anlamıyorum” der gibi tekrar baktı bana.
- “Neyse boşver” der gibi baktım.
Boşverdi ve alışverişe devam etti ; bir güle güle demeden. Gözyaşlarımı saklayarak elimden düşürdüklerimi aldım ve kasaya gittim. Bir de peçete aldım gözyaşlarımı silmek için. Kasadaki görevli yine süzüyordu beni “Paran var mı” der gibi baktı bana. Bana bakmasın artık kimse ulan. Al lan paranı der gibi uzattım para üstü beklemeden çıktım ama sonra hemen geri dönüp şahsiyetsizce aldım paranın üstünü. Tam çıkacakken fiş almayı unuttuğum aklıma geldi. Dönüp onu da aldım. … bir romantizm de yaşayamadık be.
Eve giderken Enes geldi yavaşça yanıma. Tek dostum yoldaşım üzgün olduğumu anlayabilen tek insan.
Enes : Kanka şeey.
Ben : Ney olm.
Enes : Kıçında bi delik var.
Ben : !?*^^O_o
Enes : Kıçın görünüyor yani..
O günden beri evdeyim. BİM‘e de artık mahalleden çocukları gönderiyorum.











Yorumlar
Dostum kimmiş bilmek isterim yalnız:)
Dostun ‘da Allahın Kulu SIkıntı yok:)
Yorum Yapın !