Bizim çocukluğumuzda…

15 May

2012

r10Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı. Okuldan eve geldiğimde cebimdeki anahtarla kapıyı hiç açmadım. Hatta ne benim ne abilerimin ne de babamın anahtarı vardı. Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi. Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki.. En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı. Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani. Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık. Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya oynaya gelirdik. Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi. Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık. Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi. Susayınca gider kapılarına su içerdik. Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik. Kısacacı evine gidip gelen elinde mutlaka yiyecekle dönerdi. Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi. Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu. Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık. Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi. Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi… Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.

Senden başka!

11 May

2012

r10Daha 9 yaşındaydım aşk denilen illet ile tanıştığımda. Şaka gibi ama değil. İnsan 9 yaşında aşık olur mu ? Hadi oldu diyelim, sadece çocukluk aşkı olarak mı kalır ? Sizi bilmem ama bende öyle olmadı. Ne güzel başlamıştı her şey. 99 depreminden sonra yaşama sebebimdi adeta o benim. Sarı saçları, mavi gözleri ve paha biçilemez o olağanüstü gülüşleri.. O’nu güldürmenin lezzeti damağıma yapışır orada öyle mutlu mesut yaşardı. Hani bir şey olduğu zaman ilk bunu gideyim O’na söyleyeyim tarzında bir haberci telaşı olurdu. Çocukça şeyler olarak adlandırılır genelde o yaşta yaşananlar. Oysa ki aklımın bir köşesine kazınacak anıları, ömür boyu hatırlayıp hüzünleneceğim hatıraları ben o yaşta yaşıyordum. Nereden bilirdim böyle olacağını ? iyi ki bilmiyordum. Belki bilsem başlamadan bitirir ve hiç yaşamamış olurdum. Oysaki ben yaşadıklarımla mutluyum, mutluydum. Ve her güzel şey gibi o da bitti; bitti ve gitti. Yıllardır süregelen bir tavrımız var birbirimize karşı. Nedense konuşamıyoruz birbirimizle. Ah bu gurur yok mu canlar ah bu gurur ! Elim eline değdiğinde kalbimin atışları boyut değiştiriyor yeni bir hâl alıyordu. Yüzüne bakmaya kıyamazdım. Ben hep onu bekledim, bekliyorum ve bekleyeceğim. Kaç yıl geçti aradan saymadım. Hem sayılar bir önem taşımıyor. O olmadıktan sonra ha 3 yıl ha 5.. İnan bana hiç farketmiyor yokluğunda geçen zaman. Güneş doğmuş batmış banane.. Her gecenin bir sabahı var derler. Varsın bu gecenin sabahı olmasın; ne farkeder ? Nefes almak bu kadar mı zor oluyor sevdiğinden ayrı düşünce ? Off.. ne zor şeymiş sensiz , yârensiz yaşamak! Bir erkek bir kadın için gözyaşı döktüyse o erkek bir daha aşık olmazmış. Ben aşkı sende tattım, sende yaşadım ve sadece senin için yaş döktüm. Sözümün arkasındayım; senden başka kimseye ama hiç kimseye aşık olmadım.. Ben hep bekliyor olacağım. 9′da başladı bitmeyecek sevdan. Sen benim eski sevgilim değil eskimeyen sevdiğimsin.

Uzun bir aradan sonra

22 April

2012

r10
December’dan beri yazmıyorum. Türkçe’sine bakmadım ama Aralık sanırım :) Bunun nedeni iş hayatımın yoğunluğu ve internette farklı şeylere merak salmam. Mesela Twitter’a karşıydım ilk başta. Facebook daha cazip geliyordu. Ancak o kadar sıkıldım ki her gün aynı şeyleri görmekten, ergen ergen sözlerden ve ayna karşısı resimlerden.. Bu nedenle Facebook hesabımı dondurdum ve Twitter hesabı açtım. Vallahi daha eğlenceli ve sağlam. En azından cool takılmak amacıyla kasan gerzekler,ergenler yok. En önemlisi Erol Köse de var yani :) Neyse şimdilik yazılacak, kayda değer bir şey yok. YGS’ye girmiştim. Bi’ üni okumak nasip olmadı ancak bu sefer istediğim puanı aldım :) Teşekkürler Türkiye..

Twitter Hesabım ; @enginak41